İhtiyari ve Dava Şartı Arabuluculuk Ayrımı ve Usulî Sonuçları

Giriş

Türk uyuşmazlık çözüm hukukunda arabuluculuk kurumu, tarafların sürece katılım biçimleri ve kanun koyucunun yüklediği hukuki zorunluluk bakımından iki temel türe ayrılmaktadır: İhtiyari arabuluculuk ve dava şartı arabuluculuk. İhtiyari arabuluculukta taraflar tamamen kendi özgür iradeleriyle süreci başlatırken; dava şartı arabuluculukta kanun koyucu, kamu düzeni ve yargı ekonomisi gerekçeleriyle belirli uyuşmazlık türlerinde mahkemede dava açabilmeyi arabulucuya başvurulmuş olması şartına bağlamıştır.1

Dava Şartı Arabuluculuğun Usulî Sonuçları

Dava şartı arabuluculuk, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 114. maddesinin ikinci fıkrasında saklı tutulan, diğer kanunlarda öngörülen özel dava şartı niteliğindedir.2 İş hukukundan kaynaklanan ve dava şartına tabi tutulan bir uyuşmazlıkta, arabuluculuk bürosuna başvurulmadan doğrudan iş mahkemesinde dava açılması halinde mahkemece HMK m. 115/2 uyarınca davanın esasına girilmeksizin “dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine” karar verilir.

Mahkemenin dava şartı eksikliğini fark etmeyerek yargılamaya devam etmesi mümkün değildir; zira dava şartları yargılamanın her aşamasında mahkemece re’sen (kendiliğinden) gözetilir. Aksi durumda, ilk derece mahkemesinin kararı istinaf veya temyiz incelemesinde usulden bozulacaktır. HMK m. 115/2’deki “tamamlanabilir eksiklikler için süre verilmesi” kuralı dava şartı arabuluculuk bakımından uygulanmaz; hâkim, davacıya arabulucuya başvurup eksikliği tamamlaması için süre veremez, dava doğrudan reddedilir. Zira arabuluculuğa başvurunun dava açılmadan önce gerçekleştirilmiş olması aranmakta olup, bu zamansal unsur dava açıldıktan sonra kesin süre verilerek geriye dönük şekilde tamamlanabilecek bir eksiklik değildir.3

Anayasal Boyut ve Mahkemeye Erişim Hakkı

Dava şartı arabuluculuğun hak arama hürriyetini ve mahkemeye erişim hakkını (Anayasa m. 36) ihlal ettiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmuş; Anayasa Mahkemesi 11.07.2018 tarihli ve E. 2017/178, K. 2018/82 sayılı kararı ile düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olmadığına hükmetmiştir. Yüksek Mahkeme, arabulucuya başvuru zorunluluğunun mahkemeye erişimi tamamen engellemediğini, sadece makul bir süre ve usul şartına bağladığını, uyuşmazlığın barışçıl yolla çözümünü amaçlayan bu yöntemin kamu yararına uygun olduğunu vurgulamıştır.

Sonuç ve Değerlendirme

İhtiyari arabuluculuk taraflara yüksek bir hareket serbestisi sağlarken, dava şartı arabuluculuk dava açma hakkının kullanımını önceden belirlenmiş bir idari ve usulî süzgeçten geçirmektedir. Dava şartının yerine getirilmemesinin yaptırımı davanın usulden reddi olduğundan, dava açılmadan önce başvuru usullerinin eksiksiz yerine getirilmesi şarttır.

Bu makale genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olaya özgü hukuki değerlendirme için bir arabulucu veya avukata danışılması önerilir.
← Tüm Makaleler